Categories
Turkce

Bir Suriyeli Multeci: Toteh’nin Hikayesi

Toteh

For English click here.

Politik yorumlar yerine komik yazilar, sevimli kedi-kopek videolari paylastigimiz o eski zamanlari ozledigimiz su gunlerde, sizinle, beni cok etkileyen bir multeci hikayesi paylasmak istiyorum.

Toteh ile gecen Ekim ayinda, universitemizin her yil duzenledigi “Diversity Day” (Cesitlilik Gunu) programinda konusma yapmaya razi olunca tanistim. Konu Suriyeli multecilerdi ve benim haberlerden duyduklarim ve gecen yaz tatilinde Turkiye sokaklarinda onlari gormem disinda, multeciler ile ilgili pek bir bilgim yoktu. Bir arkadasim beni Cenevre’de Birlesmis Milletlerle alakali bir iste Suriyeli multeciler konusunda calisan Alman arkadasi Christiane ile tanistirdi. Christiane’a multeciler hakkinda konusma yapmam gerektigini soyleyince, “Bu adamin hikayesini mutlaka duymalisin” dedi. Iste Maen, yani Toteh’nin sahibi ile boyle tanistim.

TotehandMAen

Yazin, Turkiye’de tatil yaparken, multecileri her yerde goruyordum. Bir cogumuzun onlarin varligindan pek de memnun olmadigini da biliyorum. Sinira yakin sehirlerde multeci sayisinin Turkiyeli sayisini gectigini de duydum. Buna ragmen Maen birebir konustugum ilk Suriyeli multeci oldu. Christiane hikayesini direk kendisinden duymam gerektiginde israr ederek bana Maen’le bir Skype gorusmesi ayarladi. Ingilizcesi de oldukca iyi oldugundan butun hikayesini kendi agzindan dinleme firsati buldum.

ChrisandMaen

Maen ruzgar enerjisi konusunda uzman bir muhendismis eskiden. Ayrica ressam ve heykeltrasligi da var. Bana Suriye’nin, yozlasmis Esad yonetimi sayesinde nasil bu hale geldiginin hikayesini taa en basindan anlatmaya basladi. “Ulkede her seyi Esad ve ailesi yonetiyor” dedi. Butun bakanliklar, ya Esad’in amcasi, ya bir akrabasi ya da ona sadik birilerinin elindeymis. Askerler her ay, dukkanlardan harac toplamaya geliyorlarmis. Devlette hic bir kurum duzgun islemiyormus. Maen kendi evini insa etmek icin yillar once bir arazi satin almis. Binayi yapmasina bir turlu izin vermemisler. En sonunda, belediye, insaat izni icin 15,000 lira odeyip, basvurman gerekiyor, demis. Maen parayi odeyip, izin icin basvurmus. Fakat aradan 7 yil gecmesine ragmen izin filan cikaramamis. Hal boyleyken, generallerden biri insaatin yasak oldugu bir orman arazisine ev dikebiliyormus. Yani yolsuzluk ve yozlasmislik her alana yayilmis. Maen: “her sey, 4-5 yil once iki polisin dukkanlardan harac almaya gelmesiyle basladi” dedi. Insanlar zaten para kazanamiyor, Esad’in zulmunden bikmis usanmis. Bir de ustune tekrar harac isteyince, insanlarin artik canina tak etmis. Dukkan sahipleri harac vermeyi reddedince polisle aralarinda kavga cikmis. Bunu goren diger dukkan sahipleri de gelip polise karsi cikmislar. Bir sekilde polisleri yakalayip, dukkanin icine saklamislar. Isyan da boyle baslamis. Tabii ki Esad bunu karsiliksiz birakmamis. Suruyle asker gonderip, bir gunde bir cok insanin olumune sebep olmus. Bu sert karsiliktan sonra, isyan bir sure icin bastirilmis. Fakat, dukkan sahiplerinin isyan haberi butun ulkeye yayilmis. Kisa bir sure sonra, ulkenin baska yerlerinde de protestolar baslamis. Isyan arttikca, Esad de zulmunu arttirmis. Halki sindirmek icin uzerlerine tanklar, tufeklerle koca bir ordu gonderip, bir gunde 50 kisiyi oldurecek kadar acimasizlasmis. Isyan yayildikca, Esad da medya kanallarindan isyancilari terorist diye yaftalayip, ozellikle fakir halkin ustune bomba ustune bomba yagdiriyormus.

Maen soyle anlatiyor; “Zabadani’de yasiyordum. Fakat, gece gunduz evimin ustunden roketler ucmaya baslayinca kucuk bir ev alip Artoz koyune yerlestim. Kisa zaman sonra orada da bombardimanlar artmaya basladi. Bolgede her yer korku filmi gibiydi. Komsularimin cogu evlerini terkettiler. Ben evimi terketmek istemiyordum. Cok yalniz zamanlar gecirdim. Bazen karanlik ve supheli bir sessizlik cokuyordu. Artik sessizlik, anormal bir durumun isaretiydi. Olmekten korkmuyordum. Zaten oyle bir halde yasiyorduk ki, olum nimetti. Kendi canimi almayi bile dusundum. Fakat, en buyuk korkum, olup, kopegimi yapayalniz, sahipsiz birakmakti. Olsem, tek basina ya acliktan olur, ya yaralanip aci cekerek surunurdu. Bunu dusunmek bile dehset vericiydi.” Maen’in hayatta kalma mucadelesinde pes etmemesinin tek sebebi Toteh imis. Bir sure sonra fuze atislarina bile alismaya baslamis Maen. Hatta mutfaga gidip kahve yapmak icin fuze atislarinin ara vermesini bekleyecek hale gelmis. Aksamlari hem kendi basina, hem Toteh’ye bir kask takip, bir sarapnel firlamasi ya da catinin yikilmasi riskine karsi, kopegini battaniyelerle sariyormus. Koydeki evler zaten saglam degilmis. Her sarsintida hasar goruyormus. Zaten, duvarinda simdiden bir kucuk hayvanin gecebilecegi buyuklukte bir delik acilmis. Ordan diger evleri bile gorebiliyormus.

“Bir gun, askerler bolgeye gelip, kapilari kirdilar, bir cok evi yaktilar” diyor. “Herkes evini terketti. Mahallede benden baska kimse kalmadi. Komsularim bir gun gelip, benim de gitmem gerektigini, askerlerin yarin buraya gelecegini soylediler. Beni kaldiklari yere gotureceklerdi, fakat kopegimi istemiyorlardi.  Onu yalniz birakamadim. Onunla kalip, onunla birlikte olmeye karar verdim. Askerler kapima dayandiginda onlara kopegimi oldurmeyin diye yalvardim. Oldurecekseniz, lutfen beni de oldurun dedim. Askerler tablolarima baktilar. Evde kopek besledigimi de gorunce benim Musluman olmadigimi zannedip, beni rahat biraktilar. Yani o gun Toteh benim hayatimi kurtardi.”

Maen’in Cenevre’de evli olan bir kizi varmis. Kizi her gun panik icinde arayip, Cenevre’ye, yanina gitmesi icin yalvariyormus. Onun icin vizeye de basvurmuslar. Fakat Toteh’yi Avrupa’ya goturme isi oldukca cetrefilliymis. Kopegini Avrupa’ya goturebilmesi icin, bazi asilar ve tahliller yapilmasi ve tahlillerden sonra da kopegin 3 ay beklemesi gerekiyormus. Fakat gun gectikce Maen’in yasadigi bolge daha da yasanmaz hale geliyormus. Maen, once Toteh’yi Suriye’den cikarip, guvende oldugundan emin olup, sonra da kendi basinin caresine bakmaya karar vermis. Nihayet, ayni koyde yasayan Rawaa adinda bir kizi bulmus. Kiz ozellikle hayvanlari kurtarmak icin calisiyor, onlari ya kendisi aliyor, ya da Hollanda’da bir hayvan barinagina gondermek icin evraklar duzenliyormus. Maen’e Toteh’nin asilarini yaptirabilecegi ve evraklarini hazirlatabilecegi bir veteriner tavsiye etmis. Maen, guvenlik olmadigi icin veterinerle cevre yolu gibi bir yerde buyuk zorluklarla bulusabilmis. Veteriner testlerini ve asilarini yapip, Toteh’nin derisinin altina da kaybolmamasi icin bir cip yerlestirmis. O sirada Rawaa da Beyrut’a gidiyormus. Uzun ugraslar sonunda, Toteh, Rawaa ile birlikte Lubnan’a gidip, 3-aylik sureci beklemek uzere Beyrut’ta bir hayvan barinagina yerlestirilmis.

Maen’in mucadelesi burada bitmiyor tabii. Maen, Toteh’nin Lubnan’a gittiginden emin olunca, kendisi de Isvicre vizesini beklemek icin Lubnan’a gecmeyi basarmis. Nihayet vizesi kabul edildiginde de Cenevre’ye kizinin yanina yerlesmis. Kopegini de 3-aylik surec dolunca Beyrut’tan Paris’e gelecek olan birinin getirmesi icin gereken ayarlamalari yapmis.  Fakat bu kadar uzun sure kizinda kalmak cok agir gelmeye baslamis. Ne calisabiliyor, ne evin gecimine bir katkida bulunabiliyormus. Bir arkadasi Isvicre’nin multeci programindan bahsetmis. Maen de basvurmus. Sehir disindaki bir multeci kampinda Maen’e bir oda vermisler. Fakat kopegini kampa sokmasina izin verilmiyormus. Maen de Toteh’yi bir hayvan barinagina yerlestirmis. Fakat, multeci kampindan barinaga ancak iki otobusle gidilebiliyormus. Maen’in her gun gidip gelmeye ne gucu, ne de parasi yetiyormus. Her ayrildiginda da kopegi ona uzgun gozlerle baktikca, onu orda birakmak zorunda kaldigi icin kahroluyormus. Kampin mudurune mektuplar yazmis, sehrin her yerine yazilar asmis fakat hic bir sonuc alamamis. Multeci kampinin hemen yaninda bir atcilik klubu varmis. Oraya herkesin kopegini getirdigini gorunce, gidip bir de onlara sormaya karar vermis. Maen diyor ki: “Kopegimin orada kalmasina izin verirler diye dusunuyordum. Fakat oranin mudurunun adini bilmiyordum. Ne zaman binicilik icin gelen arabalara sormak istesem, beni gorunce korkup, camlarini kapatiyorlardi.”

Maen, nihayet, klubun sahibinin Madam Aurelia adinda bir bayan oldugunu ogreniyor. Ona para istemedigini, kopegi icin bir yer bulmaya calistigini anlatiyor. Kadin, kabul ediyor. 7 ay boyunca Maen, kar, kis, yagmur demeden her sabah kamptan cikip kopegini almaya gidiyor, ogleden sonra yine kopegiyle vedalasiyor. Bu arada yetkililere mektup yazmaya da devam ediyor. Bir gun, multeci kampinin muduru degisiyor. Yerine hayvanlari cok seven bir bayan geliyor. Kadin Maen’in hikayesini duydugu icin onu kendisi cagiriyor odasina. Maen’e kopegini kampa sokabilecegini soyluyor. Maen kulaklarina inanamiyor. “Gercekten mi? Odama da goturebilir miyim?” diye tekrar soruyor. Kadinin “evet” demesi uzerine, Maen gozyaslarini tutamiyor. Uzun zaman sonra ilk defa hic olmadigi kadar mutlu oluyor.

Simdi, butun bunlarin uzerinden neredeyse 5 yil gecmis. Maen’e Cenevre’de sehrin disinda bir odali kucuk bir yer vermisler. Simdi bu kus heykellerini yapip satarak hayatini surduruyor. Ayrica multeci kampinda gonullu calisiyor ve kamptaki Suriyeli cocuklara resim dersleri veriyor.

birds

Fakat, Suriye’de yasadiklari hala dun gibi aklinda. Suriye’deyken yaptigi tabloya bakarken “Golge” diyor “bu tablonun adi. O zor gunlerde varligim bir golgeden ibaretti. Dunyanin gozunde degersiz, yapayalniz bir golge.”  shadows of the man

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *